Telefon
WhatsApp
Şeyh Said’in torunu Fırat: Kürtler imha ve inkarla bitmez

SUR AJANS - Şeyh Said Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği, Şeyh Said ayaklanmasının 101’inci yıl dönümü dolayısıyla dernek binasında açıklama yaptı. Çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada konuşan Dernek Başkanı Şeyh Said’in torunu Kasım Fırat, Şeyh Said ve arkadaşlarının davasından dönmediğini belirterek, zulmü ve inkarı reddettiklerini kaydetti.

KÜRTLERİN BİRLİĞİ

Fırat, “Bize direnişi, başkaldırıyı, mücadeleyi bıraktılar. Kürdistan ve Kürt halkının birliği üzerine hesap yapmalıyız. Umutsuz olmamalıyız. Kürtler dün vardı, bugün de var, yarın da var olacak. Kürtleri bitiremezsiniz, biz bitmeyiz. Gelin uluslararası hukukta hakkımızı tanıyın, bizim size saygı duyduğumuz gibi sizde bize saygı duyun. İmha ve inkarla bitmeyiz, biz varız” dedi.

Derneğin Genel Sekreteri Mordem Zel ise basın metninin Kürtçesini okudu. Şeyh Said ve arkadaşlarının 13 Şubat 1925’te Dicle’de (Pîran)başlayan hadise neticesinde tutuklandığını, devam eden yargılama süreci sonucunda ise 29 Haziran 1925’te idam edildiğini hatırlatan Zel, 1925 yılında yaşanan bu olayların, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edildiğini kaydetti. Bu sürecin; devlet-toplum ilişkileri, merkezileşme politikaları, etnik kimlik tartışmaları ve hukuk uygulamaları bağlamında tarih yazımında farklı perspektiflerle ele alındığını dile getiren Zel, “Olayların nedenleri, gelişimi ve sonuçları üzerine yapılan akademik çalışmalar, dönemin çok katmanlı siyasal ve toplumsal yapısını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

‘ARŞİVLERİN AÇILMASI VE ŞEFFAFLIK’ ÇAĞRISI

“Arşivlerin açılması ve şeffaflık” çağrısında bulunan Zel, aradan geçen bir asra rağmen 1925 hadisesinin; tarihsel, sosyolojik ve siyasal açılardan tartışılmaya devam ettiğini belirtti. İmha, inkar ve asimilasyon politikalarının günümüzde de sürdürüldüğüne dikkat çeken Zel, “Sürecin sağlıklı ve bütüncül bir biçimde değerlendirilebilmesi için; arşiv belgeleri ve ifade tutanakları, yargı kayıtları, TBMM arşivleri başta olmak üzere, ilgili tüm resmî belgelerin tarihçilere, hukukçulara ve araştırmacılara tam kapasiteyle açılması büyük önem arz etmektedir. Şeffaflık ve bilimsel erişim ilkeleri doğrultusunda atılacak bu adım, tarihsel hakikatin gün yüzüne çıkmasına ve akademik çalışmaların derinleşmesine hizmet edecektir” diye belirtti.

Türkiye’nin kendi tarihiyle yüzleşmesi ve geçmişteki olayları çok boyutlu bir perspektifle değerlendirmesinin, demokratik olgunluk ve toplumsal barışın temel gerekliliği olduğunu vurgulayan Zel, toplumsal hafızanın güçlendirilmesi ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesi amacıyla, "helalleşme" ve "yüzleşme" süreçlerinin tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirtti.

‘MEZAR YERLERİ TESPİT EDİLEREK, PAYLAŞILMALI’

Zel, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ayrıca, Şeyh Said ve dava arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilerek kamuoyu ile paylaşılması talebimizi yineliyoruz. Bu talebin karşılanması, hem insani ve vicdani değerlerin bir gereği hem de toplumsal barış ve ortak bir gelecek inşası yolunda atılacak kıymetli bir adımdır. Geçmişin nesnel, çoğulcu ve akademik bir yaklaşımla ele alınması; tarih bilincinin gelişmesi, toplumsal diyalog ve demokratik kültürün kökleşmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Hak, hukuk ve adalet mücadelemiz devam edecektir.”

Açıklama alkışlarla son buldu.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği