Telefon
WhatsApp
SAMER: Anadilde eğitim talebi yüzde 98,7

SAMER’in 1.540 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma raporunda, anadil kullanımının kamusal alanda daraldığını; buna karşın anadilde eğitime yönelik talebin neredeyse oybirliği düzeyinde güçlü olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 98,7’si çocuklarının anadillerinde eğitim görmesini istiyor.

4–10 Şubat tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle yapılan araştırmaya toplam 1.540 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 65’i Kürt kentlerinden, yüzde 16,8’i Marmara Bölgesi’nden araştırmaya dahil oldu. Katılımcıların yüzde 69,4’ü erkek, yüzde 30,6’sı kadınlardan oluştu. Yaş dağılımında ise yüzde 34,3 ile 35–44 yaş grubu ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 26,9 ile 45–54 yaş aralığı izledi.

“Anadiliniz/lehçeniz nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 82,8’i Kurmancî, yüzde 9,4’ü Kirmanckî/Zazakî, yüzde 3,3’ü Kurmancî–Kirmanckî/Zazakî, yüzde 2,2’si Arapça, yüzde 0,9’u Çerkesçe, yüzde 0,7’si Lazca/Gürcüce ve yüzde 0,5’i Pomakça, Osetçe, Süryanice gibi diğer diller yanıtını verdi.

Hane içinde konuşulan dillere bakıldığında ise Kurmancî yüzde 49,5 ile ilk sırada yer alırken, Türkçe yüzde 38,1 oranında belirtildi.

Aile içinde anadil sokakta Türkçe

Katılımcıların yüzde 41,5’i aile içinde anadilin “her zaman”, yüzde 28,1’i ise “sık sık” konuşulduğunu ifade etti. Ancak sosyal hayatta tablo tersine dönüyor. Günlük kamusal yaşamda en çok konuşulan dil yüzde 60,1 ile Türkçe oldu.

Cinsiyet karşılaştırmasında kadın katılımcıların yüzde 79,2’si sosyal hayatta Türkçe konuştuğunu belirtirken, erkeklerde Kurmancî kullanım oranı yüzde 46 olarak kaydedildi. Kurmancî bilenlerin yüzde 55,5’i sosyal hayatta Türkçe konuştuğunu ifade etti.

Yaş gruplarına göre sokakta Türkçe konuşma oranı en yüksek 18–24 yaş grubunda (yüzde 69,8) ve 55–64 yaş grubunda (yüzde 64,3) görüldü. Bu veriler, kamusal alanın anadil açısından sınırlı bir kullanım zemini sunduğuna işaret etti.

Okul ve kaynak yok

“Anadilinizi ne düzeyde biliyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlarda anlama ve konuşma becerilerinin görece yüksek; okuma ve yazma becerilerinin ise daha düşük olduğu görüldü.

“Çok iyi” yanıtı anlama düzeyinde yüzde 45, konuşma düzeyinde yüzde 37,5 olarak kaydedildi. Okuma düzeyinde bu oran yüzde 23,2’ye, yazma düzeyinde ise yüzde 17’ye düştü. Özellikle yazma becerisinde yüzde 36,6 oranında “hiç” yanıtının verilmesi dikkat çekti.

Anadilini hiç ya da az anlayanların yüzde 58,1’i bunu “öğrenebileceğim bir okul ve kaynak olmadığı için” gerekçesiyle açıkladı. Bunu yüzde 19,8 ile “yasak olduğu için” ve yüzde 13,6 ile “ailem öğretmediği için” yanıtları izledi. Benzer biçimde, anadilini tam konuşamama nedenleri arasında da yüzde 59,4 ile eğitim ve kaynak eksikliği ilk sırada yer aldı.

Kuşaklar arasında kırılma riski

Hane içi kullanımda anadilin en sık konuşulduğu bireyler anne (yüzde 75), baba (yüzde 73,5) ve 65 yaş üstü üyeler (yüzde 63,1) oldu. Buna karşın 0–5 yaş çocuklar için “hiç konuşulmuyor” yanıtı yüzde 24,4 ile en yüksek oran olarak kaydedildi.

Katılımcıların yüzde 68,3’ü hanesinde 0–18 yaş arası çocuk bulunduğunu belirtirken, bu grubun yüzde 57,1’i çocuklarla anadilinde konuştuğunu, yüzde 42,9’u ise konuşmadığını ifade etti.

Çocuklarla anadilde konuşmama gerekçelerinde ilk sırada yüzde 47,2 ile “çevremiz hep Türkçe konuştuğu için” yanıtı yer aldı. Yüzde 20,6 “öğretecek kadar iyi bilmediğim için”, yüzde 12,4 ise “okul hayatında zorlanmaması için” yanıtını verdi. Buna karşın çocuklara anadili öğretme çabası sorusunda katılımcıların yüzde 29,6’sı “çok çabalıyorum”, yüzde 26’sı “çabalıyorum”, yüzde 29,5’i ise “orta düzeyde çabalıyorum” dedi.

Anadilde eğitim temel insan hakkıdır

Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise anadilde eğitime ilişkin güçlü talep oldu. “Çocukların anadillerinde eğitim görmelerini ister misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 98,7’si “evet” yanıtı verdi.

Bu talebin gerekçeleri arasında “temel insan hakkı olduğu için” (yüzde 21,3), “dilin yaşaması için” (yüzde 20,2) ve “eğitimde fırsat eşitliği için” (yüzde 13,7) öne çıktı.

“Anadilde eğitim/öğretim için düşünceniz nedir?” sorusunda ise yüzde 91,5 oranında “eğitimin okul öncesinden başlayarak anadilde olması gerektiği” görüşü benimsendi. Ancak 18–24 yaş grubunda bu oran yüzde 76,7 ile diğer yaş gruplarına kıyasla daha düşük kaldı.

Okullarda “Yaşayan Diller” kapsamında verilen eğitim ise katılımcıların yüzde 82,1’i tarafından “çok yetersiz” olarak değerlendirildi.

Katılımcıların yüzde 56,9’u anadilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehlike olarak “anadilde eğitimin olmamasını” gösterdi. Erkeklerde bu oran yüzde 63’e yükselirken, kadınlarda yüzde 23,1 ile “baskı/asimilasyon politikaları” daha belirgin bir tehdit olarak ifade edildi.

Anadilin korunması ve geliştirilmesi için ilk sırada yüzde 37,9 ile “eğitim/öğretim dili olmalı” önerisi yer aldı. Bunu yüzde 30,8 ile “yasal/anayasal güvenceye kavuşmalı” ve yüzde 20,1 ile “resmi dil olarak kabul edilmeli” yanıtları izledi.

Ayrımcılık algısına ilişkin soruda ise katılımcılar en çok devlet dairelerinde (yüzde 60,4) ve sosyal medyada (yüzde 44,7) anadilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşündüklerini belirtti.

Anadil aktarımı risk altında 

Raporun sonuç bölümünde, anadil kullanımının gündelik yaşamda giderek daralan bir alana sıkıştığı; buna karşılık anadilde eğitime yönelik talebin son derece güçlü ve yaygın olduğu vurgulandı. Bulgular, dilin kuşaklar arası aktarımında kırılganlık işaretleri bulunduğunu ve mevcut eğitim politikalarının katılımcılar tarafından büyük ölçüde yetersiz görüldüğünü ortaya koydu.

Araştırma, aile içinde görece güçlü olan anadil kullanımının kamusal alanda zayıfladığını; özellikle çocuklar ve genç kuşaklar açısından aktarımın risk altında olduğunu gösterirken, toplumsal talebin eğitim politikalarıyla karşılanmadığına işaret etti.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği