Telefon
WhatsApp
Ölümsüz Baro Başkanı: Tahir Elçi

Şeniz Eken / Diyarbakır

Sur Ajans -Tahir Elçi'nin öldürülmesinin üzerinden geçen on yılda, Elçi’nin katilleri cezasızlıkla ödüllendirilirken, adalet sağlanmadı. Diyarbakır Barosu’nun “ölümsüz baro başkanı” olarak anılan Tahir Elçi’nin 10'uncu ölüm yıl dönümünde, Diyarbakır Barosu'ndan Av. Gevriye Atlı, Tahir Elçi'yi ve Elçi davası üzerinden Türkiye’deki cezasızlık politikalarını, Elçi'nin avukatlık pratiğine bıraktığı mirası anlattı.

Gevriye Atlı, Tahir Elçi ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış bir hukukçu olduğunu söylerek, "Ama kendisinden söz ederken onu sadece bir avukat ya da yalnızca bir hukukçu olarak tanımlamak eksik kalır. O, aynı zamanda çok güçlü bir insan hakları savunucusuydu. Yaşadığı coğrafyada, üstü kapatılan ve cezasızlıkla sonuçlanan birçok dosyayla büyük bir ısrar ve emekle mücadele etti.

Ne yazık ki kendi dosyası da mücadele ettiği dosyalardan biri haline geldi. Bu dosyada birçok ihmal, toplanmayan delil ve görmezden gelinen gerçek var. Baştan beri söylediğimiz gibi Tahir Elçi’nin katilleri aslında biliniyor. Ancak Türkiye’de yargı pratiğinin işleyişi bu dosyada da bizi yanıltmadı ve süreç cezasızlıkla sonuçlandı.

Elçi, yalnızca Türkiye’de değil, savunduğu dosyaları Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyan öncü isimlerden biriydi. Bugün kendi dosyası açısından gelinen nokta bu olsa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bir ihlal kararı çıkacağına dair inancımız sürüyor."

“Ölümsüz baro başkanımız”

Tahir Elçi bizim için hep “ölümsüz baro başkanımız” oldu diyen Atlı, Kürt coğrafyasında avukat olmak gerçekten zordur, çünkü burada sadece avukatlık yapmazsınız. Onun mücadele arkadaşları, yargı pratiğini sürdüren birçok avukat var ve bu coğrafyada avukatlar onun mirasına sahip çıkarak hâlâ dosyaların içinde sonuna kadar mücadele etmeye devam ediyor.

Tahir abinin yokluğu elbette hissediliyor. Bugün yaşasaydı, içinde bulunduğumuz bu süreçte çok büyük katkılar sunacağına eminiz. Onun hayali, Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesiydi. Tek hayali ve mücadelesi buydu. Cizre’den Diyarbakır’a uzanan hayatında çok zor koşullar altında mücadele etti. Adliyeye giderken engellenmesi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde yaşadıkları, gözaltılar, tehditler… Bunların hepsini yaşamasına rağmen bir adım bile geri atmadı. Hâlâ bizimle yaşıyor diyebiliriz. Her 28 Kasım’da onu anıyor, onun bıraktığı mirası konuşuyoruz ve mücadele arkadaşları bu mirası sürdürmeye devam ediyor."

Elçi’nin bıraktığı miras

Tahir Elçi bizlere çok büyük bir miras bıraktı diyerek sözlerine devam eden Atlı, "Bu miras, Kürdistan coğrafyasında avukatlık yapma pratiğidir. Avukatların sıkı sıkıya sarılacağı bu miras; avukatların tehdit edilseler de, önlerine engeller çıksa da, ne olursa olsun hak savunuculuğunu sonuna kadar götürebilme kararlılığıdır.

Bu coğrafyada birçok avukat bunun bedelini ödedi. Hapiste yatarak, işkence görerek, tehdit edilerek, büroları basılarak… En ağır bedeli ise Tahir Elçi canıyla ödedi. Onun mirası, klasik bir hukuk pratiğinin ötesinde, korkusuzca sürdürülen bir hak mücadelesidir ve bu mücadele bugün genç avukatlara da bu şekilde aktarılıyor."

Anmalar ve hafıza

28 Kasım ve öncesinde, Tahir Elçi için yapılan anmaların, mücadeleyi canlı tutmak açısından etkili olduğunu söyleyen Gevriye Atlı, "Anmaların temel amacı hafızayı diri tutmak. Unutmadığımızı, mücadeleyi sürdürdüğümüzü göstermek ve ödenen bedelleri hatırlatmak. Son 10 yıldır aralıksız yapıldı bu anmalar ve bundan sonra da yapılacak. Çünkü bu anmalar, yalnızca bir anma değil, aynı zamanda bir direniş ve hatırlama pratiğidir."

"Devletin istemediği hiçbir cinayet aydınlatılmıyor"

Bu ve benzeri davaların cezasızlıkla sonuçlanmasının esas nedeninin, Türkiye'de var olan adalet sistemi ile ilgili olduğunu belirten Atlı,"Çünkü bu sistem, adaletin ancak devlet istediğinde işlediği bir yapı üzerine kurulu. Tahir Elçi davasında olduğu gibi, bazı dosyalar bilinçli şekilde aydınlatılmıyor. Bu sistem ancak Türkiye’nin demokratikleşmesiyle, eşit yurttaşlığın gerçekten hayata geçirilmesiyle kırılabilir. Var olan yasaların yerinde ve doğru uygulanmasın ile kırılabilir. Tam da şu süreçte konuşulan ya da olması gerektiği söylenen şeyler; bir yasal düzenleme yapılması, eşit yurttaşlık bilincinin yerleşmesi, hak kayıtlarının ve hak gasplarının önüne geçilmesidir. 

Türkiye’de yaşayan her vatandaş, hangi ilde ya da hangi coğrafyada olursa olsun kendini eşit hissetmeli ve eşit muamele görmelidir. Biz hukuk fakültesine başladığımızda bize söylenen ilk şey şuydu: Hukuk evrenseldir; kişiden kişiye veya coğrafyadan coğrafyaya değişmez. Hukukun kişiye ve coğrafyaya göre değişmediği söylenir ama ne yazık ki Türkiye’de pratikte durum böyle değil. Faili meçhul davalarda da bunu gördük.

Ben, Tahir Elçi’yi Ankara Barosu'ndan Diyarbakır Barosu'na geldiğimde, Cemal Temizöz dosyasında verdiği mücadeleyle tanıdım. Ve o dosyada vermiş olduğu mücadeleye hayran kalmıştım. Ama ara ara hiç korkmuyor mu diye aklımdan geçirmişliğim de olmuştur. İnsanların adını anmaya bile korktuğu kişilere karşı yıllarca mücadele etti ama o dosya da başka bir ile taşındı ve yine cezasızlıkla sonuçlandı. Sonuçta şunu söyleyebilirim, Devletin istemediği hiçbir cinayet aydınlatılmıyor."

Tahir Elçi gibi korkusuzca mücadele eden birçok avukat var diyen Atlı, "Bedel ödeyen çok fazla avukat arkadaşımız var. Tahir Elçi de, bu bedeli, barış isterken, canıyla ödedi. Ama bu durumun bizim içimizi acıtan en acı yanı, Tahir Elçi'nin barış isterken öldürülmüş olmasıdır. Silahların susmasını, çatışmaların bitmesini savunduğu bir anda hedef alınarak, öldürülmüş olmasıdır.

Bunun için, biz Diyarbakır Barosu ve yol arkadaşları olarak, 10 yıl değil, 100 yıl da geçse onu anmaya ve bıraktığı mirasa sahip çıkmaya devam edeceğiz."

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği