Telefon
WhatsApp
Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi: “Yüzleşme olmadan barış olmaz”

Şeniz Eken / Özel Haber

12 Eylül darbesiyle birlikte işkence, insanlık dışı uygulamalar ve hafızalara kazınan acıların mekânı olan Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin müze olması için yıllardır süren bir mücadele var. Bu mücadelenin yürütücülerinden ve aynı zamanda 5 No’lu Cezaevi İnisiyatif Grubu kurucularından biri olan Haluk Yıldızhan, yaşananların unutulmaması, gelecek kuşaklara aktarılması ve toplumsal yüzleşmenin sağlanması için cezaevinin bir “hafıza müzesi”ne dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Yıldızhan’a göre, yüzleşme olmadan barış mümkün değil; aksi halde işkence ve şiddet yeniden kendini üretmeye devam edecek.

“Kuruluş sürecimiz, hafızayı diri tutma ihtiyacından doğdu”

Haluk Yıldızhan, 12 Eylül sonrası Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde yaşanan insanlık dışı süreçlerin tanığı olarak şunları aktardı: ”Diyarbakır Cezaevi'nde yatanlar olarak belli dönemlerde 5 No'lunun müzeye dönüştürülmesi için, girişimlerimiz oldu. Cezaevinden çıktıktan sonra bile hep orada yaşananların aktarılabilmesi için bir şeyler yapmamız gerektiği bilinciyle hareket ettik. Çeşitli defalar girişimlerimiz oldu ama hep sekteye uğradı.

Birkaç yıl önce Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır Cezaevi’nin müze olması gerektiğine dair yaptığı açıklamanın ardından, zaten var olan çabamızı somutlaştırmaya karar verdik. Çünkü sonuçta orası devletin tasarrufunda olan bir yer. Devlet adım atmadıkça bizim yapabileceklerimiz sınırlı. Ama biz de bu açıklamayı değerlendirmek istedik.

Bu amaçla cezaevinde yatmış olan arkadaşlarla bir araya geldik. Toplantılar sonucunda bir inisiyatif grubu kurduk, bir WhatsApp grubu açtık ve 11 kişilik bir yönetim belirledik. Tek hedefimiz 5 No’lu Cezaevi’nin bir hafıza mekânına, insan hakları ve yüzleşme müzesine dönüşmesidir.

“O vahşeti yaşayanlar olarak yola çıktık”

Ben 1982-1986 yılları arasında 5 No’lu’da yattım. İnisiyatifte yer alan herkes de o dönemi yaşamış, cezaevinde bulunmuş kişilerden oluşuyor. Çünkü biz inanıyoruz ki orada yatmayan birinin bu inisiyatifte yer alması mümkün değil. Yaşanan vahşeti bizzat görmüş, yaşamış olmak gerekiyor.

Bizim için mesele sadece “bir bina müze olsun” değil. Bizim taleplerimiz, raporlarımız, görüşmelerimiz var. Yaptığımız her şeyi şeffaf bir şekilde hem kamuoyuyla hem de sosyal medya aracılığıyla paylaşıyoruz.

“Özgün yapısı bozulmadan müze olmalı”

Cezaevinde sonradan yapılan tadilatlarda özgün yapının bir kısmı değiştirildi. Oysa hafıza mekânı olabilmesi için orijinal haliyle korunması gerekiyor. Çünkü insanlar ancak somut izler gördüklerinde geçmişi daha iyi anlayabiliyor. Bizim talebimiz de özgün yapının korunarak müzeye dönüştürülmesi.

“Dünyanın en kötü cezaevlerinden biriydi”

O dönemde cezaevinde insanın 24 saatinin her dakikası işkenceyle geçiyordu. Denetimsiz tek bir an yoktu. Dünyanın en kötü işkence merkezlerinden biri olarak bilinen cezaevlerinden biriydi 5 No’lu.

Haluk Yıldızhan, Auschwitz örneğini vererek anlatıyor: “Auschwitz’de hücreleri, işkence aletlerini, panolardaki bilgileri gördüğünüzde gözünüzde canlanıyor. Ben de orayı gezdiğimde gözlerim doldu. Diyarbakır Cezaevi de öyle olmalı. Çünkü orada yaşananlar somut olarak ortaya konmazsa yeni kuşaklar anlayamaz.”

“Kürtleri dizayn etme ve kişiliksizleştirme laboratuvarı”

Yıldızhan’a göre Diyarbakır 5 No’lu, diğer cezaevlerinden farklı olarak özel bir “laboratuvar” işlevi gördü:

“5 No’lu hiçbir yere benzemezdi. Ne Mamak’a ne Metris’e. Orada amaç sadece işkence değil, Kürtleri dizayn etmek, kişiliksizleştirmekti. Günün 24 saati mahpuslara ait değildi; uykusu bile nasıl olacağına kadar dizayn edilmişti. Bu yüzden Diyarbakır Cezaevi, sıradan bir cezaevi değil, toplumu dönüştürmek için kullanılan bir laboratuvardı.”

“Yüzleşme olmadan barış olmaz”

Bizim amacımız yüzleşme. Devletin de yüzleşmesi lazım. Bu bir hata değil, bilinçli bir politikaydı. Tıpkı Almanya’da öğrencilerin Nazi kamplarına götürülmesi gibi, Diyarbakır 5 No’lu da bir daha benzer şeyler yaşanmaması için, Auschwitz gibi bir hafıza mekânına dönüşmeli.

Orası bir manzara yeri değil, bir hafıza mekânı. “Bakın burada böyle bir şey yaşandı, bir daha olmasın” diyebilmek için var olmalı. Devlet bunu yapar mı yapmaz mı ayrı, ama biz talep etmek zorundayız. Yüzleşme olmadan barış olmaz; barış olmazsa da işkence ve şiddet kendini tekrarlamaya devam eder.

“Mücadelemiz sivil ve bağımsızdır”

Biz silahlı bir güç değiliz. Devlet isterse cezaevini yıkabilir, bizim yapabileceğimiz sınırlı. Ama yapabildiğimiz bir şey var: Kamuoyu oluşturmak, basın açıklamaları yapmak, dünyaya sesimizi duyurmak.

Bizim inisiyatifimiz sivil ve bağımsızdır. Hiçbir siyasi partiye bağlı değiliz. Taleplerimiz çok somut: 5 No’lu Cezaevi’nin bir insanlık ve hafıza müzesine dönüştürülmesi. İnsanların da bu taleplerimizi görüp destek vermesini istiyoruz.

Sur Ajans

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği