Cezaevleri hâlâ dolu: 10’uncu yargı paketi sonrası rakamlar ne diyor?
10. Yargı Paketi yürürlüğe girdi, ama tahliyeler sınırlı kaldı. Hasta ve politik tutuklular neden kapsam dışı bırakıldı, cezaevlerindeki binlerce mahpusun durumu ne olacak?
Cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmak amacıyla hazırlanan ve Haziran 2025’te yürürlüğe giren 10. Yargı Paketi, kamuoyunda oluşturulan beklentilere rağmen ciddi bir tahliye süreci yaratmadı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce cezaevlerinde bulunan 416 bin 927 mahpusun sayısı, bir ay sonra sadece 6 bin 792 kişi azaldı.
Cezaevlerindeki toplam tutuklu ve hükümlü sayısı, 2 Haziran 2025’te 416 bin 927 iken, 1 Temmuz 2025’te bu sayı 410 bin 135’e geriledi. Hükümlü sayısında 7 bin 145 kişilik düşüş yaşanırken, tutuklu sayısı ise 353 kişi arttı. Bu veriler, yeni paketin cezaevlerindeki yoğunluğu azaltma hedefini karşılayamadığını ortaya koydu.
Özellikle siyasi dosyalarda yargılanan ve uzun süredir tutuklu olan kişilerin kapsam dışı bırakılması, düzenlemeye yönelik eleştirilerin başında geliyor. COVID-19 salgını sürecinde çıkarılan infaz indirimiyle yüz binlerce kişi tahliye edilirken, politik tutuklular yine dışarda bırakılmıştı. Benzer bir durum, bu yargı paketinde de tekrarlandı. Özellikle hasta mahpuslar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılananlar ve “örgüt üyeliği” suçlamasıyla cezaevinde bulunanlar düzenlemeden faydalanamadı.
Cezaevlerindeki kapasite sorununu çözmesi beklenen 10. Yargı Paketi, infaz sistemindeki yapısal sorunlara dokunmadan yalnızca dar kapsamlı bir düzenleme getirdi. Cezasını tamamlamasına rağmen tahliye edilmeyen hükümlülerin büyük bölümü, İdare ve Gözlem Kurulları'nın “iyi hal” değerlendirmesi nedeniyle bekletiliyor. Uzmanlar bu değerlendirme süreçlerinin objektif ölçütlerden yoksun olduğunu ve tahliyeleri keyfi şekilde engellediğini belirtiyor.
Ceza hukukçuları, infaz düzenlemelerinin yalnızca rakamsal yükü hafifletmeye yönelik olmaması gerektiğini, adil yargılanma hakkını ve eşit muameleyi garanti altına alan sistematik reformlara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda, özellikle siyasi mahpuslar için ayrı bir düzenleme yapılmadan cezaevlerindeki yoğunluğun kalıcı şekilde giderilmesinin mümkün olmayacağı görüşü öne çıkıyor.
Adalet sistemine olan güvenin yeniden inşa edilmesi için infaz sisteminde şeffaf, eşit ve insan haklarına dayalı bir yaklaşım gerektiği çağrısı, insan hakları örgütleri tarafından yineleniyor.




Benzer Haberler
Amedspor’dan bağış kampanyası
Diyarbakır’dan Kobani için yola çıkan 25 tır 3 gündür bekletiliyor
Öcalan’ın 90’lı yıllarda ABD’li bir gazeteciye verdiği röportajın ikinci bölümü
Mazlum Abdi: Temel görevim Kürt ulusal birliği için çalışmak
Diyarbakır’dan Kobani’ye giden yardımların önündeki engeller kaldırılsın
SDG ile Şam arasındaki anlaşmanın detayları
DEM Parti: Rojava’nın iradesi esastır
Temel: Anlaşmayla Kürtlerin kazanımları statüye kavuşmuştur