Telefon
WhatsApp
Çetin Arkaş çok net konuştu: Silahsızlanma SDG’yi kapsamıyor

SUR AJANS/KULİS-YORUM

Önceki gün Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşları, bir süre İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ile birlikte kalan Çetin Arkaş ve Veysi Aktaş ile kapsamlı bir toplantı yaptı. Arkaş ve Aktaş’ın PKK Lideri Öcalan ile uzun süre beraber kalmaları nedeniyle, çeşitli konular hakkında kendisinin düşüncelerini en iyi bilen kişiler olduğu gerçeği dikkate alındığında, toplantının da son derece önemli olduğunu detaylara girmeden önce vurgulamakta yarar var.

Toplantıda konuşulanlar, ikilinin yaptığı açıklamalar son derece çarpıcı. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin ikiliye yönelttiği sorular, karşılığında alınan yanıtlar ise bir nevi kolektif röportaj gibi olmuş denilebilir. Toplantıda konuşulanlar, sorulan sorular ve verilen yanıtları kulis bilgisi olarak yazının ilerleyen kısmında Sur Ajans olarak sizlere sunacağız.

Ancak oraya gelmeden önce toplantıya katılan sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin çok çarpıcı ve dikkati çeken kritik birkaç gözleme yer vermek de gerekli.

Zira; uzun süredir kent öznelinde sanki başka sivil toplum kuruluşları yokmuş gibi davranıp, kent ile ilgili her türlü "popüler" konuda, bulundukları etkili ve maddi olarak güçlü sivil toplum kuruluşunun kaynaklarıyla ya 'platform' kuran, veya 'istişare kurulu' oluşturan ya da 'komisyon' üreten,  bu oluşumlardan nedense hep aynı kadrolar getirilip duruluyor. Ancak ilgileniyor gibi olduğu alandaki icraatları ise “miş gibicilikten öteye” geçemeyen, biraz daha ileri giderek istisnasız tüm partilerin milletvekili, belediye başkanı adaylarını kendilerinin belirlediği havasına giren bir kliğin, söz konusu toplantıda Arkaş ve Aktaş şahsında süreç üzerinden bir nüfuz rantı sağlama, sivrilme ve öne çıkma çabası diğer katılımcıların dikkatini çekti.

Peki katılımcılar neden böyle bir izlenim edindi derseniz, anlattıklarına göre;

Birincisi, toplantıda biri diğerinin ardına ilk söz verilen bu sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin, sanki öncesinde ağız birliği yapmış gibi; “süreçte Kürt tarafının sivil diplomasi ayağının eksik olduğunu” ileri sürüp, bu ayağı kendileri gibi sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin tamamlayabileceğini söylemelerinden veya ima etmelerinden… Yani rol kapma talebinden.

İkincisi de kent kamuoyunda zaten kendilerinden başka sivil toplum örgütü yokmuş gibi davranan bu klikle ilgili rahatsızlık bulunmasına karşın, toplantının modere edildiği koltuğun ilk sözleri ardı ardına bunlara vermesinden… Yani seçilmiş bir sıralamadan. Ki bu çok daha hayret verici.

Aman dikkat deyip, bu gözlemleri aktardıktan sonra içerde konuşulanlara ve sorulanlara verilen yanıtlara gelecek olursak:

Çetin Arkaş, kapsamlı bir değerlendirme yapıp, bu toplantıdan çıkan sonuçları ve önerileri PKK Lideri Abdullah Öcalan’a bir rapor olarak sunacaklarını belirtmiş. Sürece nasıl gelindiği ile ilgili açıklamalarda bulunan Arkaş, Devlet Bahçeli’nin Türkiye’deki “norm devlet” yapısının sesi olarak süreci başlattığını ancak “norm dışı devlet” unsurlarının süreci engellemek için çabaladığını ifade etmiş.

Her şeye rağmen Bahçeli’nin oldukça cesur açıklamalar yaptığını ancak AKP’nin ise özensiz bir üslubu olduğunu dile getiren Arkaş, sürecin tamama ermesi ile ilgili olarak da “Geri dönüşsüz yola girdik diyemeyiz, sürec akamete uğrarsa çok büyük bir savaş da olabilir, çok büyük gözaltı dalgaları da” diye özetlenebilecek cümleler kurmuş.

Katılımcıların önemli bir bölümü Rojava’da son zamanlarda Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırılar ve ardından gelişen operasyonlarla ilgili kaygılarını açıklayıp, bunun ülke içinde yürütülen barış sürecine ne denli zarar verebileceğine ilişkin endişelerini ve ayrıca silah bırakma sürecininin Suriye’deki Kürt güçlerini de kapsayıp kapsamadığını dile getirince, Arkaş’ın açıklamaları hayli çarpıcı olmuş.

“Herkes rahat olsun. İmralı’da Rojava ile ilgili bir pazarlık yok. Silah bırakma kesinlikle Rojava’daki güçleri kapsamıyor. Bu konuda sanırım Sırrı Süreyya Önder’in yaptığı açıklama kafa karıştırmış, yanlış anlaşılmış olabilir. Biz şu anda Suriye’yi yöneten zihniyetin ne olduğunu biliyoruz. Kurbanlık koyun gibi boynumuzu bıçağa uzatamayız. Kaldı ki Sayın Abdullah Öcalan, evinde kocasının şiddetiine maruz kalan, özgürlük alanı daraltılan kadınlara o kişiyi reddetmelerini salık verirken, bir halkı nasıl savunmasız bırakır.

Biz Halep’te ne olduğunu çok iyi biliyoruz. SDG Halep kuşatmasını çok rahat kırardı. Ama orada içine çekilmek istenen bir oyun vardı ve biz o oyunu gördük. Bu oyunu bozmak için müdahale etmedik. Yaşanan görüntüler dünyadaki tüm Kürtlerde bir travma yarattı. Dün Halepçe’de yaşananlar bugün Halep’te sergilendi. Ama Halepçe bitmedi Halep de bitmeyecek ve unutulmayacak."

Devlet Bahçeli ile PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yüz yüze görüşmediğini ancak “son derece düzeyli mektuplaşmalar” olduğunu da vurgulayan Arkaş, süreç yasalar ile ilgili olarak Bahçeli’nin “silah bırakan ve cezaevinden çıkan tüm örgüt üyelerinin yasal tüm haklarına kavuşacağı, PKK’ye özgü ve belli bir tarihten sonra örgüt ile ilgili suç unsurunun ortadan kalktığı bir düzenleme” önerdiğini belirtmiş. Ancak şunu da eklemiş:

“Biz cezaevinden çıktık şu anda süreçle ilgili faaliyetle bulunuyoruz. Ama bizi sosyal medyalardan sarı torbalarla tehdit ediyorlar. Cezaevinden çıkana böyle yapılırsa dağdaki nasıl gelsin?”

Bize göre toplantıda sorulan en kritik sorulardan biri de İsrail ile ilgili olmuş. Bir katılımcı, İsrailli yetkililerin her seferinde Kürtlere destek veren açıklamalarını hatırlatıp, buna karşın İsrail ile Kürtlerin bir ittifak geliştirmemesinin “talihsizlik” olup olmadığını sorması üzerine Arkaş’ın yanıtı şöyle olmuş:

“Sayın Abdullah Öcalan İsrail karşıtı değil. O Siyonizmin yayılmacılığına karşı. Yahudilerin de Ortadoğu’nun kadim haklarından olduğunun bilincinde. Sayın Öcalan hep şunu söylüyor. Eğer gündemde tartışılan iki, üç planım varsa, cebimde henüz kimseye açıklamadığım dördüncü planım vardır. Dolayısıyla Ortadoğu yeniden şekillenirken ileride ne olacağı hiç belli olmaz. Bana göre denize düşen yılana sarılır bunu da unutmayalım. Ama Kürtler, Apocular seçeneksiz değildir.”

Süreçle ilgili olarak yüz yıl önce Cumhuriyet kurulurken olduğu gibi Kürtlerin yeniden aldatılma endişesinin olup olmadığı sorulan Arkaş “Kürtler yüz yıl öncesinin Kürtleri değil. Kimse milyonları kandırabileceğini, zaman kazanıp siyasi çıkar saylayacağını düşünmesin. Kürtlerin de başka planları o zaman ortaya çıkar. Kürtler 100 yıllık eski hikayeye artık inanmaz” benzeri sözler etmiş.

Bir başka soru da DEM Parti’nin sık sık süreç hakkında 'her şey güzel olacak, iyi gidiyor' benzeri açıklamalarının sorulması üzerine de Arkaş, oldukça dikkat çeken bir yanıt vermiş:

“Biz de cezaevindeyken bunları görüp hayret ediyorduk. Ama ortada iyi, güzel şeyler yoktu. Siz DEM’e de bize de bakmayın, olan biteni kendiniz tahlil edin.”

Silahlı mücadele zemininin ortadan tamamen kalkıp kalkmadığı konusundaki görüşü sorulan Arkaş:

“Önemli olan silahlı mücadeleye zemin hazırlayan sorunların ortadan kaldırılması. Bugün 5 bin kişilik PKK silah bıraktı diyelim. Eğer sorun üreten alanda düzenleme yapmazsanız, yarın bir gün 200, 300 bin kişilik grup karşınıza çıkar, feleğinizi şaşırırsınız.”

Süreçte hep Türk hassasiyetinin gözetildiğini oysa Kürtlerin de hassasiyetleri olduğunu ifade eden Arkaş, hep Kürt tarafından adımlar atıldığını, artık devletin de adımlarını beklediklerini dile getirmiş.

Süreçte üçüncü bir gözün bulunmadığına işaret eden Arkaş, kaçınılmaz olarak yüzleşme ve helalleşme olması gerektiğini zira dünyanın hiçbir yerinde bunu gözetmeyen bir barışın olmadığını kaydetmiş.

Arkaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Amedspor ile ilgili değerlendirmesini de “Futbol endüstrisi dışında bir anlayışla yaklaşılması gerektiğini, Amedspor’un Amedspor’dan büyük olduğunu zira başarısının ulusal bir niteliği bulunduğunu düşündüğünü” belirterek aktarmış.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği